Menü
Ana sayfa
Portal
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Neler yeni
Featured content
Yeni mesajlar
Yeni profil mesajları
Son aktiviteler
Kullanıcılar
Kayıtlı üyeler
Şu anki ziyaretçiler
Yeni profil mesajları
Profil mesajlarında ara
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Ana sayfa
Forumlar
Güncel
Kültür ve Sanat
Kitap Tanıtımları
Alfred Adler’e Göre Kişilik Gelişiminde Doğum Sırasının Etkisi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ece" data-source="post: 613"><p><span style="font-size: 22px"><strong>Alfred Adler’in Görüşleri</strong></span></p><p><span style="font-size: 18px">Birey dünyaya gözlerini açtığında ilk etkileşimini ailesi ile kuruyor. Bu sebeple aile figürünün, bireyin gelişiminde oldukça önemli yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bireyin aile yapısı, kardeşler ile olan ilişkisi ve aile içerisindeki konumu kişiliğinin gelişmesinde önemli faktörlerdir. Ayrıca Adler, kardeşlerin aynı aileye sahip olup aynı evi paylaşıyor olmalarına karşın her birinin farklı kişilik özelliklerine sahip olduğunu ve bunun doğum sırası ile ilişkili olduğunu sık sık belirtmiştir.</span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong>Buna ek olarak Adler; bireyin kişilik özelliklerinin, hedeflerinin ve düşünme biçimlerinin doğum sırasıyla bağlantılı olduğunu sık sık vurgulamıştır. Ailenin çocuğa olan davranışları ve tutumu çocuğun kişilik gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu da, doğum sırası ile önemli bir korelasyona sahiptir (Adler, 1924).</strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong>İlk Çocuk (En Büyük Kardeş)</strong></span></p><p><span style="font-size: 18px">Genellikle ilk doğan çocuklar aile tarafından oldukça ilgi görür. Deyim yerindeyse ilk çocuk, ilk göz ağrısıdır. Ebeveynler ilk çocuğun doğumu ile birlikte tüm ilgisini ve sevgisini çocuğa adar, çocuğu büyük ölçüde bir sevgiyle büyütür. Hatta daha önce çocuk büyütmek konusunda deneyimleri olmayan çocuk sahibi ebeveynler çocuğu şımartarak da büyütebilir.</span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p><p><span style="font-size: 18px">Sonrasında ikinci çocuğun dünyaya gelmesi, ilk çocuk için büyük bir yıkım olacak ve bu durum ilk çocuğun tahtını kaybetmesi ile sonuçlanacaktır. İkinci çocuğun doğması onun için büyük bir rekabet anlamına gelmektedir. İlk çocuk artık biricik konumda değildir ve ailenin dikkati artık ikinci çocuktadır. Artık ilk çocuk ailesini paylaşmak zorunda kaldığı ikinci çocuk ile rekabet etme durumuna gelebilir, ailesini paylaşmak istemeyebilir. Ailenin ilgisini yeniden kazanmak için çeşitli davranışlar sergileyebilir ya da otorite konumunu koruma isteği ile ikinci çocuk için yardımcı ebeveyn rolünü üstlenebilir, yönlendirici ve bilgili kişi olmaya çalışabilir. İlk çocuk olmanın kişiliğin gelişiminde bazı avantajları ve dezavantajları vardır. Ailenin ikinci çocuk doğduktan sonra ilk çocuğa yaklaşımı oldukça belirleyicidir. Ailenin tutumuna göre ilk çocuk en büyük kardeş ya da öğretmen rolüne adapte olabilir. Kardeşi için ikinci ebeveynlik rolü üstlenebilir, otoriter olabilir. Ayrıca genellikle güvenilir, disiplinli ve çalışkan olma eğilimindedirler. Diğer yandan ikinci çocuğun gelmesiyle ortaya çıkan kendini güvende hissetmeme durumu ile birlikte saldırgan davranışlar sergileyebilirler (Adler, 1924).</span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong>İkinci Çocuk</strong></span></p><p><span style="font-size: 18px">İkinci çocuk dünyaya geldiğinde ebeveynlerin deneyimi ve becerisi ilk çocuğu büyütmeye nazaran daha fazladır. Bu sebeple ikinci çocuğu büyütürken daha sakin ve bilinçli davranırlar. İkinci çocuklar, ilk çocuğun varlığı sebebiyle hiçbir zaman güçlü pozisyonda olmazlar. Bu sebeple ilk çocuk genellikle onlar için rol modeldir. İlk çocuk ile yaşadıkları rekabet sebebiyle motivasyonları daha fazladır ve ilk çocuğun önünde olabilmek için hırslı bir yapıya sahiplerdir. Eğer kendilerini ilk çocuk ile karşılaştırdıklarında başarısız hissederlerse yenilgiyi kabul eden, karamsar bir yapıya sahip olabilirler. Bu sebeple ilk çocuk ile aralarındaki ilişki oldukça önemlidir.</span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong>En Küçük Çocuk</strong></span></p><p><span style="font-size: 18px">En son doğan çocuk kendisinden büyük kardeşlerinin olması ve ondan sonra doğan başka bir kardeşinin olmaması sebebiyle diğerleriyle rekabet halinde değildir. En küçük çocuk genellikle evin içindeki diğer bireyler tarafından bebek algısıyla büyütülür, hep göz önünde bulundurulur ve ona daimi ilgi gösterilir. Yani aslında ailenin en çok şımartılan çocuğudur. Diğer kardeşlere göre sorumluluk bilinci daha az gelişmiştir çünkü ailenin diğer bireyleri hep onun sorunlarıyla ilgilenmiştir. Bu durum ileride çocuğun kendi sorumluluklarının başkası tarafından yapılmasını beklemesine sebep olabilir. Ayrıca her şey önlerine sunulduğu için benmerkezci bir yapıya sahip olabilirler. Hayatlarının devamında da sürekli ilgi odağı olmayı bekleyebilirler. Ebeveynler ise, diğer çocuklarında yaptıkları hataları en küçük çocukta tekrarlamazlar, sorunlara daha deneyimli yaklaşırlar (Schultz & Schultz, 2016). Eğer kendisinden büyük kardeşleri ile arasındaki yaş farkı fazla ise büyük kardeşler ebeveyn görevi üstlenebilirler.</span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p><p><span style="font-size: 18px"><strong>Tek Çocuk</strong></span></p><p><span style="font-size: 18px">Tek çocuk, ebeveynlerinin daima göz bebeği konumundadır ve bu konum tek çocuğun hayatı boyunca yer değiştirmez. Çocuk sosyalleşmeye başladığında aileden gördüğü ilgi ve şımartılmayı çevresindeki diğer insanlardan da bekleyebilir. Bu ilgiyi çevresindekilerden görmediğinde arkadaşlık ilişkilerinde zorluk yaşayabilirler. Ayrıca liderlik becerileri yüksektir ve mükemmeliyetçi bir yapıya sahiplerdir (Adler, 1924).</span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p><p><span style="font-size: 18px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ece, post: 613"] [SIZE=6][B]Alfred Adler’in Görüşleri[/B][/SIZE] [SIZE=5]Birey dünyaya gözlerini açtığında ilk etkileşimini ailesi ile kuruyor. Bu sebeple aile figürünün, bireyin gelişiminde oldukça önemli yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bireyin aile yapısı, kardeşler ile olan ilişkisi ve aile içerisindeki konumu kişiliğinin gelişmesinde önemli faktörlerdir. Ayrıca Adler, kardeşlerin aynı aileye sahip olup aynı evi paylaşıyor olmalarına karşın her birinin farklı kişilik özelliklerine sahip olduğunu ve bunun doğum sırası ile ilişkili olduğunu sık sık belirtmiştir. [B]Buna ek olarak Adler; bireyin kişilik özelliklerinin, hedeflerinin ve düşünme biçimlerinin doğum sırasıyla bağlantılı olduğunu sık sık vurgulamıştır. Ailenin çocuğa olan davranışları ve tutumu çocuğun kişilik gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu da, doğum sırası ile önemli bir korelasyona sahiptir (Adler, 1924). İlk Çocuk (En Büyük Kardeş)[/B] Genellikle ilk doğan çocuklar aile tarafından oldukça ilgi görür. Deyim yerindeyse ilk çocuk, ilk göz ağrısıdır. Ebeveynler ilk çocuğun doğumu ile birlikte tüm ilgisini ve sevgisini çocuğa adar, çocuğu büyük ölçüde bir sevgiyle büyütür. Hatta daha önce çocuk büyütmek konusunda deneyimleri olmayan çocuk sahibi ebeveynler çocuğu şımartarak da büyütebilir. Sonrasında ikinci çocuğun dünyaya gelmesi, ilk çocuk için büyük bir yıkım olacak ve bu durum ilk çocuğun tahtını kaybetmesi ile sonuçlanacaktır. İkinci çocuğun doğması onun için büyük bir rekabet anlamına gelmektedir. İlk çocuk artık biricik konumda değildir ve ailenin dikkati artık ikinci çocuktadır. Artık ilk çocuk ailesini paylaşmak zorunda kaldığı ikinci çocuk ile rekabet etme durumuna gelebilir, ailesini paylaşmak istemeyebilir. Ailenin ilgisini yeniden kazanmak için çeşitli davranışlar sergileyebilir ya da otorite konumunu koruma isteği ile ikinci çocuk için yardımcı ebeveyn rolünü üstlenebilir, yönlendirici ve bilgili kişi olmaya çalışabilir. İlk çocuk olmanın kişiliğin gelişiminde bazı avantajları ve dezavantajları vardır. Ailenin ikinci çocuk doğduktan sonra ilk çocuğa yaklaşımı oldukça belirleyicidir. Ailenin tutumuna göre ilk çocuk en büyük kardeş ya da öğretmen rolüne adapte olabilir. Kardeşi için ikinci ebeveynlik rolü üstlenebilir, otoriter olabilir. Ayrıca genellikle güvenilir, disiplinli ve çalışkan olma eğilimindedirler. Diğer yandan ikinci çocuğun gelmesiyle ortaya çıkan kendini güvende hissetmeme durumu ile birlikte saldırgan davranışlar sergileyebilirler (Adler, 1924). [B]İkinci Çocuk[/B] İkinci çocuk dünyaya geldiğinde ebeveynlerin deneyimi ve becerisi ilk çocuğu büyütmeye nazaran daha fazladır. Bu sebeple ikinci çocuğu büyütürken daha sakin ve bilinçli davranırlar. İkinci çocuklar, ilk çocuğun varlığı sebebiyle hiçbir zaman güçlü pozisyonda olmazlar. Bu sebeple ilk çocuk genellikle onlar için rol modeldir. İlk çocuk ile yaşadıkları rekabet sebebiyle motivasyonları daha fazladır ve ilk çocuğun önünde olabilmek için hırslı bir yapıya sahiplerdir. Eğer kendilerini ilk çocuk ile karşılaştırdıklarında başarısız hissederlerse yenilgiyi kabul eden, karamsar bir yapıya sahip olabilirler. Bu sebeple ilk çocuk ile aralarındaki ilişki oldukça önemlidir. [B]En Küçük Çocuk[/B] En son doğan çocuk kendisinden büyük kardeşlerinin olması ve ondan sonra doğan başka bir kardeşinin olmaması sebebiyle diğerleriyle rekabet halinde değildir. En küçük çocuk genellikle evin içindeki diğer bireyler tarafından bebek algısıyla büyütülür, hep göz önünde bulundurulur ve ona daimi ilgi gösterilir. Yani aslında ailenin en çok şımartılan çocuğudur. Diğer kardeşlere göre sorumluluk bilinci daha az gelişmiştir çünkü ailenin diğer bireyleri hep onun sorunlarıyla ilgilenmiştir. Bu durum ileride çocuğun kendi sorumluluklarının başkası tarafından yapılmasını beklemesine sebep olabilir. Ayrıca her şey önlerine sunulduğu için benmerkezci bir yapıya sahip olabilirler. Hayatlarının devamında da sürekli ilgi odağı olmayı bekleyebilirler. Ebeveynler ise, diğer çocuklarında yaptıkları hataları en küçük çocukta tekrarlamazlar, sorunlara daha deneyimli yaklaşırlar (Schultz & Schultz, 2016). Eğer kendisinden büyük kardeşleri ile arasındaki yaş farkı fazla ise büyük kardeşler ebeveyn görevi üstlenebilirler. [B]Tek Çocuk[/B] Tek çocuk, ebeveynlerinin daima göz bebeği konumundadır ve bu konum tek çocuğun hayatı boyunca yer değiştirmez. Çocuk sosyalleşmeye başladığında aileden gördüğü ilgi ve şımartılmayı çevresindeki diğer insanlardan da bekleyebilir. Bu ilgiyi çevresindekilerden görmediğinde arkadaşlık ilişkilerinde zorluk yaşayabilirler. Ayrıca liderlik becerileri yüksektir ve mükemmeliyetçi bir yapıya sahiplerdir (Adler, 1924). [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
Güncel
Kültür ve Sanat
Kitap Tanıtımları
Alfred Adler’e Göre Kişilik Gelişiminde Doğum Sırasının Etkisi
Üst